Kafa içinden köken alan bir sesin bilinçli bir şekilde  algılanması veya dışarıdan herhangi bir ses uyaranı olmadan algılanan ses yada seslere tinnitus  denir.

Tinnitusun kelimesinin kökeni de Latince’de “çan veya zil çalmak” anlamına gelen “Tinnire”dan gelmektedir.

Ülkemizde hastalar, çınlama kelimesiyle daha çok yüksek frekanslı sesleri, uğultuyla ise alçak frekanslı ya da alçak frekansları içeren kompleks sesleri ifade eden çalışma yoktur (Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü de “çınlama” kelimesini tanımlarken “ince” seslere, “uğultu” kelimesinde ise “boğuk/karışık/ gürültülü” seslere atıfta bulunmaktadır.).

Hastaların sıklıkla ağustos böceği, zil ya da düdük sesi gibi ince seslere ya da rüzgar sesine benzeşmeler yaptıkları görülmektedir; bir çalışmada hastaların %79’u tinnituslarını zil sesi ve %21’i ise okyanus sesi olarak tarif etmişlerdir. Kulak çınlamasının bazı olgularda son derece sıkıntı yaratıcı ve hastanın uykuya dalmasını olduğu kadar günlük hayatını da etkileyen bir yakınmadır:

Beethoven yazdığı bir mektupta tinnituslu hayatını şu şekilde özetlemiştir: “kulaklarım gece ve gündüz sürekli vızıldıyor ve ötüyor. Sefil bir hayat yaşadığımı söyleyebilirim.

Kulak çınlamasın yakınmasının erkek kadın arasında bir fark olmadığını bildiren yayınlar yanında erkeklerde ya da kadınlarda daha sık görüldüğüne dair çalışmalarda vardır.

65 yaş üzeri erkeklerde %12 oranında kulak çınlamasının yakınması var iken, bu oran kadınlarda %7 olarak bildirilmiştir.

Özellikle gürültüye bağlı kulak çınlamasının çalışma şartları ile ilgili olarak bariz olarak erkeklerde daha sık gözlenmektedir.

Kulak çınlamasının nedenleri;

  • Kulak kiri
  • Kulak zarındaki sorunlar
  • Kulak enfeksiyonları
  • Alerjik rinit
  • Sinüzit
  • Kulak bölgesinde travma
  • Orta kulakta sıvı birikmesi
  • Orta kulaktaki kemiklerin eklem yerlerimin sertleşmesi
  • Orta kulakta yer alan kasların kasılması,
  • Östaki tüpünün genişlemesi (hamilelik ya da kilo vermeye bağlı olabilmektedir)
  • Orta kulaktaki atardamar anomalileri
  • İç kulakta yer alan işitme sinir uçlarındaki hasar
  • Baş ve boyun bölgesindeki damar genişlemeleri
  • Denge ve işitmeyi sağlayan sinirlerdeki tümör (akustik nörinom)
  • Alerji
  • Düşük ya da yüksek tansiyon
  • Baş ve boyun bölgesine gelen darbeler
  • Boyun kireçlenmesi
  • Bazı ilaçlar (romatizma ilaçları, antibiyotikler, aspirin ..gibi)
  • Diyabet
  • Tiroid hastalıkları

Tanı ayrıntılı öykü, KBB muayenesi , odyolojik, radyolojik ve kan tetkikleri ile konulur.

Kulak çınlamasının edavisinde amaç;  çınlamayı tamamen ortadan kaldırmak, bunun mümkün olmadığı durumlarda ise hastaya daha az rahatsızlık vermesini sağlamaktır. Tinnitus nadiren giderilebilmektedir bu nedenle hastanın tinnitusu anlaması ve öğrenmesine yardımcı olunmalıdır.

Öneriler aşağıdaki hususları içermelidir: Kulak çınlamasının oldukça yaygın olduğu zamanla azalma olacağı açıklanmalı, İlaç kullanımının kesin faydalı olmayabileceği anlatılmalı, Birçok hastanın kulak çınlamasının beraber  yaşamayı öğrenmesi gerektiği açıklanmalı, Günlük seslerle karşılaştırıldığında tinnitus sesinin o kadar da yüksek olmadığı hatırlatılmalı,

Nedeni tesbit edilen hastalarda etyolojik faktörün tedavisine yönelik girişimlerde bulunulmalıdır. Hastalar çikolata, kahve, çay, kola ve kafein içeren maddelerden kaçınmalı, sigara ve içkiyi kesmeli ve Kulak çınlamasının yol açabilecek ilaçları kullanmamalıdır.

Gürültülü ortamlardan kaçınması öğütlenmeli. Kulak çınlamasının tedavisinde en sık ilaçlar kullanılmaktadır. Ancak FDA’nın onayladığı bir farmakolojik ajan halen bulunmamaktadır.

Depresyon veya anksiyete gibi  psikolojik bozukluğu olan hastalar psikiyatrik tedavi altına alınmalı ve ciddi rahatsızlıklar (kanser) ile ilgili endişeleri giderilmeye çalışılmalı,

Uzun süreli ve rahatsız edici kulak çınlamasının bazı psikolojik bozukluklara yol açabileceği unutulmamalı ve bu hastalara psikolojik destek verilmelidir.

Hastalarının çoğunluğu işitme kaybına sahiptir ve bunların tinnitusu işitme kaybının frekansı ile uyumludur.

İşitme cihazları çevresel sesleri (ortam sesleri) amplifiye ederek bir maskeleme formu sağlar. İşitme azlığı ile birlikte olan tinnituslar da öncelikle işitme cihazı denenmelidir. Tinnituslu hastaların % 20 si maskelemeye uygundur ve bunların %60’ı maskelemeden fayda görebilir. Maskeleme yöntemi tinnitus tedavisinde yaygın olarak kullanılan yöntemler arasında yer almaktadır.

Akustik bir uyaranın ikinci bir akustik uyaranla baskılanması şeklinde tanımlanan maskeleme yönteminde tinnitusun aynı nöral yolları kullandığı düşünülen farklı bir sesle baskılanması amaçlanmaktadır.

Yaygın olarak kullanılan broad band noise yerine kompleks seslerin kullanılmasının daha kullanışlı olduğu belirtilirken, maskeleme yönteminde hastaya özel hazırlanmış maskeleme kasetleri ve CD’leri, tinnitus maskeleyicileri, birleşik tinnitus cihazları, işitme cihazları ve kulak içi ses jeneratörleri gibi farklı araçlar kullanılmaktadır.

Habituasyon tekniği; Tinnitus tedavisinde günümüzde yaygın kullanıma sahip olan yaklaşımlarından biride habituasyon teknikleridir.

Amaç; tinnitus algısını ve rahatsızlığını azaltmaktır, ancak tinnitus tamamen yok olmamaktadır.

Habituasyon, tinnitusla ilgili nöronal aktivitenin, bilinçli olarak algılanacağı beyin bölgelerine ulaşmasını engelleyerek, tinnitusun algılanmasını ortadan kaldırır ve bu arada otonom sinir sisteminin aktive olmasını da önler.

Tinnitus retraining therapy (TRT), tinnitus algılanmasını bozmaya yarayan bir habituasyon terapisidir.

Transkutanöz Elektriksel Sinir Stimülasyonu (TENS): Akut ve kronik ağrı tedavisinde kullanılan bir elektroterapi metodu olan TENS, son yıllarda tinnitus tedavisinde de kullanılmaya başlamıştır. Transkutanöz elektrik stimülasyonun hastaların üçte birinde tinnitusta uzun süreli rahatlama sağladığı bildirilmiştir. Motor liflerin değil duyu liflerinin uyarılması esasına dayandığı belirtilmiştir. Otoskleroz, vestibüler schwannom, Meniere hastalığı ve glomus jugulare gibi durumlarda başarıyla uygulanmıştır.

Gerçek sebebi bilinen ve cerrahi ile düzeltilebilen yukarıda sayılan hastalıklar hariç cerrahinin tinnitus tedavisinde pek de yeri yoktur.

Cerrahi tedavi koklear İmplantasyon cerrahisi çınlama için uygulanmaz; ancak koklear implantlı hastalarda, tinnitusun suprese olabilmesi koklear implantın sekonder yararıdır. Çünkü tinnitus sıklıkla derin işitme kaybı ile birliktedir. Koklear implant adaylarında tinnitus yüksek prevalansta görülmekte ve implant sonrası tinnitus süresinde, şiddetinde azalma saptanmaktadır. İmplant sonrası tinnitusta kötüleşme riski ise düşüktür.

Öneriler:

– Yüksek ses ve gürültüye maruz kalmayın

– Tansiyonunuzu kontrol altında tutun

– Tuz alımı azaltın

– Kahve, kola ve tütün gibi uyarıcılardan kaçının

– Anksiyeteden uzak durun

– Kulak çınlamasını endişe etmemeli. Hasta ne kadar çok endişe eder ve üzerine düşerse, çınlamalar o kadar yüksek sesli olacaktır.

– Yorgunluktan kaçının, yeterli dinlenmeye özen gösterin.

– Düzenli egzersiz yapın.

– Kulak çınlamasını maskeleyecek bir sesten yararlanın.

– Gereksiz yere aspirin ve bazı kulağa zararlı ilaç kullanımından kaçının.